Psikiyatri Hemşireliği Dergisi - J Psy Nurs: 11 (1)
Cilt: 11  Sayı: 1 - 2020
1. 
Ön Sayfalar
Frontmatter

Sayfalar I - III

EDITÖR'DEN
2. 
Editörden
Editorial
Yasemin Kutlu
Sayfa IV

ARAŞTIRMA MAKALESI
3. 
Türkiye psikiyatri hemşireleri profili çalışması: Akademik alan*
The profile of psychiatric nurses in Turkey: Academic field*
Fahriye Oflaz, Sevil Yılmaz, Nur Elçin Boyacıoğlu, Özge Sukut, Nareg Doğan
doi: 10.14744/phd.2019.98159  Sayfalar 1 - 10
GİRİŞ ve AMAÇ: Ülkemizde, ruh sağlığı ve psikiyatri hemşireliği insan gücünü yetiştiren öğretim elemanlarının sayı ve niteliklerine ilişkin güncel veri bulunmamaktadır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Türkiye’de ruh sağlığı ve psikiyatri hemşireliği alanında görev yapmakta olan akademisyenlerin profilini ortaya koymaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı-kesitsel nitelikteki çalışmada veriler, Ocak–Mayıs 2018 tarihlerinde, dijital anket formu aracılığı ile toplanmıştır. İnternet erişimi olan 227 öğretim elemanı çalışmaya davet edilmiş olup, anketleri dolduran 177 kişi ile çalışma tamamlanmıştır. Anket formu, kişisel ve mesleki deneyime ilişkin 42 sorudan oluşmaktadır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır.
BULGULAR: Katılımcıların %5.6’sı profesör; %16.9’u doçent; %31.3’ü doktor öğretim üyesi, %14.6’sı öğretim ve %31.6’sı araştırma görevlisidir. Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği yüksek lisans mezunu olanların oranı %73.4 olup, bu alanda doktora yapmış olma oranı %55.4’dür. Katılımcıların %89.8’i tam zamanlı çalışmaktadır, %34.5’i 1-5 yıl arası akademik deneyime sahiptir ve %45.2’si ruh sağlığı alanı dışında da ders vermektedir. Katılımcıların %20.9’unun ruh sağlığı alanında klinik deneyimi olduğu, %12.4’ünün ise daha önce herhangi bir klinik alanda çalışmadığı bulunmuştur. Akademisyenlerin %34.5’i yurtdışında bir kurumda çalışma ya da gözlem yapmak için bulunmuş olup, %63.8’i yurt dışında kongreye katılmıştır. Yurt dışı kongreye katılım sayısı ortalaması 3.92’dir (max. 43).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Psikiyatri hemşireliği akademisyenlerinin yaklaşık olarak üçte birinin akademik deneyiminin başında olması ve yarısının doktora derecesine henüz sahip olmaması hedeflere ulaşmada risk yaratabilecek bir özellik olarak değerlendirmiştir. Ruh sağlığı alanında klinik deneyimi olanların sayısının yüksek olması ise güçlü bir özelliktir.

4. 
Obsesif kompulsif bozuklukta içgörünün obsesif inançlar ve üstbiliş ile ilişkisi
The relationship of insight with obsessive beliefs and metacognition in obsessive compulsive disorder
Onur Yılmaz, Rabia Kevser Boyraz, Ayşe Kurtulmuş, Fatma Büşra Parlakkaya, Ahmet Öztürk
doi: 10.14744/phd.2020.83584  Sayfalar 11 - 19
GİRİŞ ve AMAÇ: Obsesif kompülsif bozukluk(OKB) hastalarının endişeyi yararlı gördüklerine ve kendi dikkat ve hafızalarına güvenmediklerine ilişkin bilinenler zemininde, tedavide içgörünün geliştirilmesi ve obsesyonların yansızlaştırılması hedeflenmektedir. Bununla birlikte OKB hastalarında içgörünün üstbilişlerle ve obsesif inançların türü ve şiddetiyle ilişkisini araştıran çok kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada içgörü ile üstbilişler, obsesif inanç içerikleri ve şiddeti arasındaki ilişkinin araştırılması hedeflenmiştir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma OKB tanısı alan 101 hasta ve 52 kişilik sağlıklı kontrol grubu ile yapılmıştır. Çalışmanın verileri hasta ve kontrol grubunda Sosyodemografik Veri Formu, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDDÖ), Obsesyonel İnanışlar Ölçeği (OİÖ-44) ve Üstbiliş Ölçeği (ÜBÖ-30) ile toplanmıştır. Hasta grubunda ayrıca Yale-Brown Obsesyon Kompülsiyon Ölçeği (Y-BOKÖ) ve Aşırı Değer Verilmiş Düşünce Ölçeği (ADDÖ) kullanılarak veri toplanmıştır. OKB tanılı hastalar ADDÖ puanlarına göre zayıf ve iyi içgörülü olarak iki gruba ayrılmıştır.
BULGULAR: ÜBÖ-30 olumlu inanç ve bilişsel güven alt boyut ortalama puanları hasta ve sağlıklı kontrol gruplarında benzer bulunmuştur. Zayıf ve iyi içgörü düzeyine sahip olan OKB hasta grupları obsesyon ve kompülsiyonların şiddeti, depresyon şiddeti, hastalık süresi, hastalığın başlama şekli gibi değişkenler ve tüm ölçeklerin ortalama puanları açısından karşılaştırıldığında aralarında anlamlı fark saptanmamış, sadece ÜBÖ-olumlu inanç alt boyutu ortalama puanı içgörüsü zayıf OKB grubunda daha yüksek bulunmuş olup, aradaki farkın ise istatistiksel anlamlılık sınırına yakın olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada OKB hastalarında depresyon ortalama puanları kontrollere göre daha yüksek bulunmuştur.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmanın bulgularına göre, sağlıklı gönüllüler ile OKB hastalarının bazı üstbilişlerinin, bilinenin aksine benzer seviyede olduğu ortaya konmuştur. OKB hastaları içinde ise içgörü ile üstbilişler arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Bununla birlikte; içgörünün niteliksel çalışma deseni ile derinlemesine ele alındığı, daha geniş örneklemli ve daha fazla demografik ve klinik verinin dahil edildiği yeni çalışmalara ihtiyaç olduğu söylenebilir. Ayrıca, içgörü kavramının OKB’deki rolünün tartışmaya açık olduğu, tedavi ve klinik yaklaşımda içgörü düzeyinin belirleyiciliğinin sorgulanması gerektiği öne sürülebilir.

5. 
Resimli Psikososyal ve Davranış Sorunları Kontrol Listesi’nin geçerlik ve güvenirlik çalışması
Validity and reliability of the Pictorial Pediatric Symptom Checklist
Elif Ardıç, Gül Ünsal, Serap Bayram
doi: 10.14744/phd.2019.56933  Sayfalar 20 - 27
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, Resimli Psikososyal ve Davranış Sorunları Kontrol Listesi’nin (Pictorial Pediatric Sympthom Checklist) Türkçe’ ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin sınanması amacıyla yapılmıştır. Resimli Psikososyal Davranış Sorunları Kontrol Listesi’nin Türkçe’ye uyarlanması, psikososyal sorunları olan 6–16 yaş arası çocukların erken dönemde tanılanması, ayrıntılı tanı ve tedavi için ailelerin ve çocukların gerekli sağlık kuruluşlarına zamanında yönlendirilebilmesi, ülke genelinde yapılacak olan çalışmaların daha kolay, ucuz ve etkin şekilde yürütülmesine katkı sağlayacaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Metodolojik tipte olan bu çalışma İstanbul ilinde iki ayrı ilköğretim okulunda öğrenim gören, 6–16 yaş grubu çocuğa sahip 799 ebeveyn ile tamamlanmıştır.
BULGULAR: Resimli Psikososyal ve Davranış Sorunları Kontrol Listesi’nin geçerlik çalışmaları için kapsam ve yapı geçerliliği (açımlayıcı faktör analizi), güvenirliği için ise iç tutarlılık ve zamana göre değişmezlik tekniği kullanılmıştır. Kapsam Geçerlik İndeksi %92.2 bulunmuştur. Madde-toplam korelasyonları içinde sadece bir maddenin korelasyonu (madde: 20) 0.30’un altında bulunmuştur. Ölçeğin faktör analizi, ölçekten çıkartılan bu madde nedeni ile toplamda 34 maddeye uygulanmıştır. Faktör analizi sonucu dört faktörlü bir yapı ortaya çıkmış ve maddelerin faktör yük değerleri 0.33–0.72 arasında olduğu bulunmuştur. Dört faktörlü yapının toplam varyansı %37.63’dür. Resimli Psikososyal ve Davranış Sorunları Kontrol Listesi’nin Cronbach alpha değeri 0.89 olarak hesaplanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Resimli Psikososyal ve Davranış Sorunları Kontrol Listesi’nin Türkçe versiyonunun çocuklarda psikososyal ve davranışsal sorunları inceleme fırsatı veren geçerli ve güvenilir bir tarama aracı olduğu bulunmuştur.

6. 
Uzun süreli terör eylemlerinin olduğu bölgede yaşayan veya tanık olan bireylerde travmatik stres, anksiyete ve depresif belirti sıklığı
Frequency of traumatic stress, anxiety and depressive symptom in individuals exposed to long-term terrorist incidents
Funda Gümüş, Gülhan Yiğitalp
doi: 10.14744/phd.2020.16362  Sayfalar 28 - 34
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışma uzun süreli silahlı çatışmaların olduğu bölgede yaşayan bireylerde, olaylardan 12 ay sonrasında travmatik stres, anksiyete, depresif belirti sıklığı ve ilişkili risk faktörlerini belirlemek amacıyla yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma kesitsel, ilişki arayıcı tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini, uzun süreli silahlı çatışmaların olduğu bölgede yaşayan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 331 kişi oluşturdu. Veri toplamada Kişisel Bilgi formu, Travmatik Stres Belirti Ölçeği (TSBÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) kullanıldı. Verilerin analizinde, tanımlayıcı analizler, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, çoklu regresyon ve Spearman korelasyon kullanıldı.
BULGULAR: Çalışmaya katılan bireylerin %79.2’sinde olası travmatik stres belirtilerinin olduğu, %52’sinde ise travmatik stres belirtilerine eşlik eden depresyon olduğu saptandı. Bireylerin %38.1’inde orta ve yüksek düzeyde depresif belirtilerin var olduğu ve tamamının anksiyete yaşadığı belirlendi. Korelasyon analizi sonucunda TSBÖ ve BDÖ arasında pozitif yüksek, TSBÖ ve BAE arasında ise pozitif orta dereceli, BDÖ ve BAE arasında ise pozitif orta dereceli ilişki saptandı. Bireylerin ekonomik durumlarına göre TSBÖ, BDÖ ve BAE toplam ölçek puan ortalamaları arasında anlamlı fark saptandı. Şimdi ruhsal yardıma ihtiyaç duyma durumuna göre ise TSBÖ, BDÖ ve BAE toplam puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Katılımcıların tamamında anksiyete, çoğunluğunda depresif belirti ve yüksek oranda olası travmatik stres görülmektedir.

7. 
Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği Türkçe geçerlilik ve güvenirlilik çalışması
The Turkish validity and reliability study of the Nurse Codependency Questionnaire
Nurgül Özdemir, Sevim Buzlu
doi: 10.14744/phd.2019.72792  Sayfalar 35 - 40
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışma Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği'nin (Nurse Codependency Questionaire) Türkçe’ ye uyarlanması ve geçerlilik ve güvenilirliğini sağlamak amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma 3 Mart–29 Ağustos 2014 tarihleri arasında Gaziantep il sınırları içinde yer alan beş devlet hastanesi ve bir üniversite hastanesinde çalışan 538 hemşire ile metodolojik araştırma yöntemine göre yapılmıştır. Araştırmanın verileri; Bireysel Bilgi Formu ve Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen veriler, Ölçeğin Türkçe dil eş değerliliği sağlandıktan sonra verilerinin istatistiksel analizi SPSS 22 forWindows paket programında değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği'nin dil geçerliği çeviri-geri çeviri ve uzman görüşü sonrası uygun olduğu belirlenmiştir. Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği'nin KMO ile hesaplanan örneklem yeterliliği 0.81, Barlett Testinin, 1965,419 olduğu, ölçeğin, tahmin hatalarının ortalamasının karekökü (RMSEA) uyum değeri 0.051, karşılaştırmalı uyum indeksi (CFI) değeri 0.88, normlaştırılmış uyum indeksi (NFI) değeri 0.84, standartlaştırılmış hata kareleri ortalamasının karekökü (SRMR) değeri 0.046, olduğu saptanmıştır. Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısının; Faktör 1’ i ölçen 15 madde için “0.74”, Faktör 2’yi ölçen 9 madde için “0.50”, ölçeğin toplam 24 maddesi için “0.77 olduğu, test-tekrar test korelasyon değerinin r=0.79 ve her iki ölçüm sonucu arasında çok ileri derecede anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.000).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği yüksek geçerlilik ve güvenilirliğe sahip Türk toplumunda “Hemşirelerde Karşılıklı Bağımlılık” düzeylerini belirlemek amacı ile kullanılabilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin Karşılıklı Bağımlılık düzeylerini belirlemede kullanılabilecek bir ölçek olarak önerilebilinir.

8. 
HIV/AIDS ile ilgili bilgi ve damgalanma düzeyinin ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi
Evaluation of the knowledge and stigmatization level of HIV/AIDS and related factors
Oya Bozkurt, Derya Bayırlı Turan
doi: 10.14744/phd.2020.88156  Sayfalar 41 - 48
GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırmanın amacı, HIV/AIDS öyküsü olmayan erişkinlerde HIV/AIDS ile ilgili bilgi ve damgalama düzeyinin belirlenmesi, etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi ve katılımcıların bilgi düzeyi ile damgalama düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: alışma, 18–70 yaş arasında, bir üniversite hastanesinde sağlık problemi dışında bir sebeple bulunan 185 kişi ile yapıldı. Bireylerin sosyodemografik özellikleri kaydedildi ve HIV/AIDS ile ilgili bilgi ve damgalama düzeyi literatürden yararlanarak, uzman görüşleri alınarak hazırlanmış 34 maddeden oluşan bir anket formu ile değerlendirildi.
BULGULAR: Katılımcıların HIV/AIDS bilgi puan ortancası min-max) 9 (0–15), HIV/AIDS damgalama puan ortancası (min-max) 5 (0–15) tespit edildi. Çalışma grubunda HIV/AIDS ile ilgili bilgi edinme kaynağı olarak en sık tercih edilen 3 kaynak, medya, okul, aile ve arkadaş çevresi olarak bulundu. Üniversite mezunu olanların HIV/AIDS ile ilgili bilgisinin lise mezunu olanlara göre daha yüksek olduğu saptandı. HIV/AIDS ile ilgili damgalama düzeyinin erkeklerde kadınlara göre, eğitim durumu düşük olanlarda yüksek olara göre daha fazla olduğu belirlendi. HIV/AIDS ile ilgili bilgi düzeyi artışının damgalama düzeyinde azalmayla ilişkili olduğu tespit edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, HIV/AIDS ile ilgili damgalama düzeyinin katılımcıların hem konuyla ilgili bilgi düzeyinden hem de öğrenim düzeyinden etkilendiğinin bulunmasıdır. Bu sonuçların ışığında, eğitimle ilgili müdahalelerin, HIV/AIDS ile ilgili damgalamayı azaltacağı ve özellikle erkeklerin, öğrenim düzeyi düşük olan kişilerin bilgilendirmede hedef grup olarak seçilmesine ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır.

9. 
Sağlıklı Aile Ebeveynlik Envanteri’nin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliği*
Validity and reliability of the Turkish Version of the Healthy Family Parenting Inventory*
Özge Çalıklar, Hasibe Kadıoğlu
doi: 10.14744/phd.2019.93585  Sayfalar 49 - 56
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmada Krysik ve Lecroy tarafından geliştirilen Sağlıklı Aileler Ebeveynlik Envanterinin Türkçe geçerlik ve güvenirliliğini incelemek amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu metodolojik çalışma Nisan 2018–Mayıs 2018 tarihleri arasında İstanbul’da 370 ebeveyn ile yapılmıştır. Envanterin Türkçe formunun oluşturulmasında dil uyarlaması için çeviri-geri çeviri tekniği kullanılmıştır. Geçerlilik, kapsam ve yapı geçerliliği ile değerlendirilmiştir. Kapsam geçerliliği on uzmandan görüş alınarak kapsam geçerliliği indeksi ile yapı geçerliliği doğrulayıcı faktör analizi ile değerlendirilmiştir. Ölçeğin güvenirliliği iç tutarlılık ve madde toplam korelasyonu ile değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Uzman görüşleri sonrası ölçeğin kapsam geçerliliği indeksi madde düzeyinde 0.80-1 arasında, ölçek düzeyinde %95 olarak bulunmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda bulunan tüm maddelerin t değerleri 0.01 düzeyinde manidar bulunmuştur. Uyum indekslerinin ise iyi uyum gösterdiğini ve ölçeğin dokuz faktörlü yapısını doğruladığı bulunmuştur. Envanterin iç tutarlılığı cronbach alfa sayısı ile değerlendirilmiş ve 0.93 olarak bulunmuştur. Alt ölçeklerin cronbach alfa değerleri 0.66 ile 0.85 arasında değişmektedir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sağlıklı Aileler Ebeveynlik Envanteri’ nin Türkçe formu geçerli ve güvenilir bulunmuştur.

DENEYSEL ARAŞTIRMA
10. 
Aile içi şiddet dersinin hemşirelik öğrencilerinin kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma ve şiddete karşı tutumlarına etkisi
The effect of a domestic violence course on nursing students’ recognition of violence symptoms against women and their attitudes toward violence
Özlem Can Gürkan
doi: 10.14744/phd.2019.82712  Sayfalar 57 - 63
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışma, hemşirelik öğrencilerine verilen aile içi şiddet dersinin, öğrencilerin kadına yönelik aile içi şiddetle ilgili bilgi düzeylerine, aile içi şiddet mağduru kadındaki şiddet belirtilerini tanıma bilgi düzeylerine ve aile içi şiddete karşı tutumlarına etkisini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ön test – son test, kontrol gruplu yarı deneysel tasarımdaki çalışma, İstanbul’daki bir üniversitesinin hemşirelik bölümünde, Eylül 2015–Aralık 2017 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Toplam 200 katılımcı (deney grubu=100; kontrol grubu=100) ile gerçekleştirilen çalışmada, deney grubundaki katılımcılar 14 hafta süreyle haftada 2 saat (toplam 28 saat) aile içi şiddet dersine katıldılar. Veriler, tanımlayıcı bilgi formu, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Bilgi Testi, Aile İçi Şiddet Tutum Ölçeği ile Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek kullanılarak elde edildi.
BULGULAR: Çalışmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; hem deney hem de kontrol grubundaki katılımcıların eğitim sonrası kadına yönelik aile içi şiddet bilgi puanlarının eğitim öncesine göre anlamlı düzeyde arttığı (p<0.05) belirlendi. Deney grubundaki katılımcıların eğitim sonrası hem fiziksel şiddet belirtilerini tanıma (p<0.05), hem de duygusal şiddet belirtilerini tanıma (p<0.01) puanları eğitim öncesine göre anlamlı düzeyde artmıştı. Deney grubundaki katılımcıların eğitim sonrası tutum puanları eğitim öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Elde ettiğimiz bulgular; aile içi şiddet dersinin, hemşirelik öğrencilerinin kadına yönelik aile içi şiddetle ilgili bilgi düzeylerini ve şiddet mağduru kadındaki şiddet belirtilerini tanıma bilgi düzeylerini artırmada etkili olabileceğini ve bunun yanısıra öğrenci hemşirelerde kadına yönelik aile içi şiddete karşı olumlu tutum geliştirmede etkili olabileceğini göstermektedir. Aile içi şiddet dersinin hemşirelik müfredatında ders olarak yer alması önerilir.

DERLEME
11. 
Merhametli bakım: Tanımlanabilir mi, verilebilir mi, ölçülebilir mi?
Compassionate care: Can it be defined, provided, and measured?
Tuğba Pehlivan, Perihan Güner
doi: 10.14744/phd.2019.20082  Sayfalar 64 - 69
Hemşirelik mesleğinin özünde bulunan merhamet kavramı, hemşireleri bakım verirken etik açıdan hassas bir şekilde davranmaya motive edici önemli bir değer olarak görülmektedir. İyi bir hemşirelik bakımı için, merhametin kaçınılmaz bir öge olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle, merhametli bakımın, modern hasta bakımının önemli bir parçası olup, aynı zamanda profesyonel hemşireliğin de hayati bir fonksiyonu olduğu söylenebilir. Ancak, hemşireliğin temel özelliklerinden biri olarak bilinmesine rağmen, merhametin özellikleri, hemşirelik uygulamalarında yer alıp almadığı ya da ne sıklıkta yer aldığı gibi konularda sınırlı veri bulunmaktadır. Merhamet kavramında olduğu gibi, merhametli bakımın da tam olarak tanımı, merhametli bakım davranışlarının neler olduğu, merhametli bakımın verildiğinin nasıl kanıtlanacağı ve ölçülebileceği gibi konularda da zorluklar olduğu ifade edilmektedir. Bu derlemede, merhamet kavramı ve hemşirelikteki önemi, merhametli bakım, merhametli bakım davranışları ve merhametli bakımın ölçümü ile ilgili bilgiler mevcut literatür ışığında kapsamlı olarak tartışılmıştır.

OLGU SUNUMU
12. 
Hastalıkta Belirsizlik Kuramı'na göre bakım verene bakım verme: Olgu sunumu
Using the Uncertainty in Illness Theory to provide care for the caregiver: A case report
Sultan Taş Bora, Kadriye Buldukoğlu
doi: 10.14744/phd.2019.44365  Sayfalar 70 - 77
Mishel'in Hastalıkta Belirsizlik Kuramı (1988-1990), hasta ve bakım verenlerin hastalık süreciyle ilgili yaşanan belirsizliği nasıl yorumladıklarını açıklamakta ve belirsizlik altında psikolojik ve davranışsal sonuçları iyileştirecek müdahalelerin seçiminde bir çerçeve sunmaktadır. Bu çalışmada bir üniversite hastanesi psikiyatri kliniğinde yatmakta olan şizofreni hastasının bakım verenine Hastalıkta Belirsizlik Kuramına (HBK) göre verilen bakımın örneklendirilmesi amaçlanmıştır. Bakım veren GC., bir buçuk aydır klinikte yatmakta olan hastanın yanında refakatçi olarak bulunduğunu ve hastaya beş yıldır evinde baktığını, bundan dolayı bazı psikososyal sorunlar yaşadığını belirtmiştir. Hastalıkta Belirsizlik kuramının temel kavramları; belirsizliğin öncülleri, belirsizlik değerlendirmesi ve belirsizlikle baş etmedir. GC’nin, hastayla ilgili "tam iyi oldu derken yine başa döndük, ne yapacağımı şaşırdım" sözleri ve hastalığın seyrini anlamadığını belirtmesi yaşadığı belirsizliği ve öncüllerini göstermektedir. Bakım verenin hastalığın kronik gidişi ile ilgili bilgi gereksinimi olduğu ve belirsizliği olumsuz bir durum olarak değerlendirdiği görülmektedir. Ağlaması ve çaresizlik duyguları ifade etmesi duygu odaklı baş ettiğini düşündürmektedir. Araştırmacı, bakım verendeki belirsizliğin yönetimi için; belirsizlik yaratan durumları dikkate alarak hastalıkla ilgili bilgilendirme, bilişsel yeniden çerçeveleme, problem çözme ve iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik müdahaleleri kullanmıştır. Kuramın, şizofreni hastalığının bakım verene yaşattığı belirsizlik durumunu iyi açıkladığı ve bakım veren- hemşire etkileşimini desteklediği düşünülmektedir. Ülkemizde HBK’ya temellendirilmiş çok fazla çalışma olmadığından kuramın farklı hastalık grupları ve bakım verenleriyle çalışılması ve araştırmalarla test edilmesi önerilmektedir.

ÇEŞITLI
13. 
Prof. Dr. Nebahat Büyükoktay Kum Anısına… Sevgi ve Hüzünle Anıyoruz
Prof. Dr. Nebahat Büyükoktay Kum Anısına… Sevgi ve Hüzünle Anıyoruz
Gülşen Terakye
Sayfa E1
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale