| 1. | Ön Sayfalar Frontmatter Sayfalar I - III |
| EDITÖR'DEN | |
| 2. | Editörden Editorial Nurhan Eren, Nazmiye Kocaman YıldırımSayfa IV |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 3. | Kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerde Camberwell Gereksinim Değerlendirme Kısa Formu ve Öz Bildirim Formu'nun psikometrik özelliklerinin incelenmesi Reliability and validity study for the adaptation of the Camberwell Assessment of Need Short Appraisal Schedule and the Self-Rated Version of the Camberwell Assessment of Need Short Appraisal Schedule to Turkish for Individuals with Severe Mental Dis Gülsüm Zekiye Tuncer, Zekiye Çetinkaya Dumandoi: 10.14744/phd.2019.50490 Sayfalar 233 - 240 GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerin gereksinimlerini değerlendirme aracı Camberwell Gereksinim Değerlendirme(CGD) Kısa Formu ve Öz Bildirim Formunu Türkçeye uyarlamak, geçerlik ve güvenilirliğini yapmaktır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Örnekleme, İzmir ilindeki beş Toplum Ruh Sağlığı Merkezinden takip edilen, kronik ruhsal bozukluğu olan 111 birey alınmıştır. Araştırmacı ve Gözlemci, CGD Kısa Formu ile katılımcıları değerlendirmiştir. Katılımcılar tarafından CGD Öz Bildirim Formu doldurulmuştur. BULGULAR: CGD Kısa ve Öz Bildirim Formunun kapsam geçerlik indeksi 0,84 bulunmuştur. Açıklayıcı faktör analizinde CGD Kısa ve Öz Bildirim Formunun sırasıyla uyum değerleri 0,68 ile 0,65 anlamlı ve varsayıma uygun bulunmuştur. CGD Kısa ve Öz Bildirim Formunun doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin sırasıyla RMSEA 0,075 ve 0,054 kabul edilebilir düzeyde olduğu bulunmuştur. CGD Kısa Formunun bağımsız gözlemciler arası uyum analizi sonucunda gereksinim uyum düzeylerinin çok iyi olduğu bulunmuştur. CGD Kısa ve Öz Bildirim Formu arasındaki paralel form güvenirliğinin, gereksinim korelasyon katsayılarının orta ve yüksek düzeyde uyumlu olduğunu göstermektedir. CGD Kısa ve Öz Bildirim Formunun test tekrar test güvenirliğinin, gereksinim korelasyon katsayılarının yüksek ve çok yüksek düzeyde uyumlu olduğu bulunmuştur. TARTIŞMA ve SONUÇ: Kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerde CGD Kısa ve Öz Bildirim Formunun Türkçeye uyarlamasının geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. CGD Kısa Formunun toplumda çalışan Ruh sağlığı ekibi; CGD Öz bildirim formunun da kronik ruhsal bozukluğu olan birey tarafından kullanılarak gereksinimlerin belirlenmesi önerilir. Bu araç ile ruh sağlığı profesyonelleri ve ruhsal bozukluğu olan bireyin gereksinimler düzeyinde ortak karar vermelerini sağlayarak müdahaleleri planlamada işbirlikçi bir hizmet anlayışını oluşturmada yardımcı olacağı düşünülmektedir. |
| 4. | Onkoloji hemşirelerinin profesyonel yaşam kalitesini ve travma sonrası gelişim düzeylerini etkileyen sosyodemografik ve mesleki faktörler* Sociodemographic and professional factors influencing the professional quality of life and post-traumatic growth of oncology nurses* Gülay Yılmaz, Besti Üstündoi: 10.14744/phd.2019.43255 Sayfalar 241 - 250 GİRİŞ ve AMAÇ: Onkoloji hemşirelerinin profesyonel yaşam kalitesi göstergeleri olan merhamet yorgunluğu, merhamet memnuniyeti, tükenmişlik; travma sonrası gelişim ve alt boyutları olan başkaları ile ilişkiler, yaşam felsefesinde değişim, benlik algısında değişim düzeylerinin ve bunları etkileyen etmenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın verileri, web tabanlı anketle; 01 Haziran 2013–31 Ocak 2014 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak hemşire tanıtım formu, “Profesyonel Yaşam Kalitesi Ölçeği (PYKÖ)”, “Travma Sonrası Gelişim Ölçeği (TSGÖ)” kullanılmıştır. Çalışmaya 182 hemşire katılmıştır. Bağımsız değişkenlerin ölçek ve alt ölçek puanları üzerine etkisi, bağımsız değişkenler için t-test ve tek yönlü ANOVA ile hesaplanmıştır. BULGULAR: Yapılan istatistiksel değerlendirmede; hemşirelerin yaş, eğitim düzeyi, çocuk sayısı, onkolojiye yönelik eğitim alma, onkolojide çalışma süresi, aylık nöbet sayısı, haftalık çalışma saati, hemşireliği isteyerek seçme ve onkoloji hastası ile çalışmayı isteme durumlarının PYKÖ ve TSGÖ ile alt boyut puanlarını anlamlı düzeyde etkilediği saptanmıştır (p<0.05). TARTIŞMA ve SONUÇ: Profesyonel yaşam kalitesini ve travma sonrası gelişimi, yaş, çocuk sayısı gibi sosyodemografik faktörler ile; hemşireliği isteyerek seçme, onkolojide çalışmayı isteme gibi mesleki faktörlerin etkilediği görülmüştür. Bu doğrultuda onkoloji hemşirelerinin çalışma ortamları hemşirelerin mesleki yaşam kalitelerini iyileştirecek şekilde düzenlenmelidir. Bununla birlikte eğitim ve farkındalık faaliyetlerinin bu doğrultuda arttırılması gereklidir. |
| 5. | Multiple Skleroz’lu hastaların stresle baş etme tarzları ve psikiyatrik belirtileri The coping methods for stress of multiple sclerosis patients and the related psychiatric symptoms Hilal Seki Öz, Fatma Özdoi: 10.14744/phd.2019.19970 Sayfalar 251 - 261 GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma Multiple Skleroz (MS) hastalarının stresle başetme tarzlarının belirlenmesi ve hastalarda görülen psikiyatrik belirtilerin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmanın evrenini Türkiye MS Derneği Ankara Şubesi’ne kayıtlı olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 245 MS’li hasta oluşturmuştur. Veriler; tanıtıcı bilgi formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) uygulanarak toplanmıştır. BULGULAR: Multiple Skleroz tanılı hastaların baş etmede probleme yönelik yaklaşımları daha çok kullandıkları ve psikiyatrik semptomlardan en çok depresyon ve hostiliteyi yaşadıkları saptanmıştır. Duyguya yönelik baş etme tarzlarından çaresiz yaklaşım ile psikiyatrik belirtiler arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. TARTIŞMA ve SONUÇ: Multiple Skleroz tanılı hastaların psikiyatrik belirtiler açısından risk taşıdığı bilinerek dikkatle ele alınmaları, stresle baş etme tarzlarından çaresiz yaklaşımın kullanımını azaltacak etkili baş etme stratejilerinin öğretilmesi ve koruyucu ruh sağlığı açısından desteklenmeleri önem kazanmaktadır. |
| 6. | Kanser Tanısı Konan Hastaların Eşleri ve Bakım Vericileri İçin Destekleyici Bakım Gereksinimleri Ölçeği’nin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması Validity and reliability of Turkish version of the Supportive Care Needs Survey for Partners and Caregivers of Patients Diagnosed with Cancer Azize Atli Özbaş, Sevcan Kılıç, Fatma Özdoi: 10.14744/phd.2019.37029 Sayfalar 262 - 269 GİRİŞ ve AMAÇ: Kanser hastalarının ve yakınlarının, kanser tanısı alma, tedavi süreci ve tedavi sonrasında ortaya çıkan gereksinimlerinin karşılanabilmesine yönelik eylemler, “destekleyici bakım uygulamaları” olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı Kanser Tanısı Konan Hastaların Eşleri ve Bakım Vericileri İçin Destekleyici Bakım Gereksinimleri Ölçeği’nin Türkçe Formunun Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması Türkçe’ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılmasıdır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmanın örneklemini bir onkoloji hastanesinde tedavi görmekte olan 228 hasta eşi oluşturmaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22 (SPSS Inc., Chicago IL, USA) istatistik programı kullanılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile elde edilen yapının doğrulanması AMOS 21.0 tarafından sağlanmıştır. Psikometrik test olarak iç tutarlılık güvenilirliği (Cronbach's alpha katsayısı), spearman-brown güvenilirliği, geçerlilik analizleri (doğrulayıcı faktör analizi ve içerik geçerliliği) yapılmıştır. BULGULAR: Ölçeğin Cronbach alfa kat sayısı 0.96, Spearman-Brown değeri 0.86 olarak bulunmuştur. Model doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmıştır (χ2/SD=2.53, GFI=0.73, IFI=0.87, CFI=0.87, RMSEA=0.08, and RMR=0.088). TARTIŞMA ve SONUÇ: Kanser hastasına bakım veren eşlerde Kanser Tanısı Konan Hastaların Eşleri ve Bakım Vericileri İçin Destekleyici Bakım Gereksinimleri Ölçeği’nin Türkçe verisyonu geçerli ve güvenilir bulunmuştur. Ölçeğin klinik araştırmalarında kullanılması bakım veren eşlerin gereksinimlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. |
| 7. | Türkiye’de 2007-2016 yılları arasında intihar hızları sosyodemografik faktörlere göre nasıl bir dağılım gösterdi? What was the distribution of suicide rates by socio-demographic factors between 2007 and 2016 in Turkey? Kamil Alptekin, Veli Duyandoi: 10.14744/phd.2019.59354 Sayfalar 270 - 276 GİRİŞ ve AMAÇ: Türkiye’de 2007–2016 yılları arasında cinsiyet, yaş, medeni durum ve coğrafi bölgelere göre intihar hızlarının nasıl bir dağılım sergilediğini ortaya çıkarmaktır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Türkiye İstatistik Kurumu’ndan elde edilen intihar istatistikleri ve nüfus sayılarına dayalı olarak cinsiyet, yaş, medeni durum ve coğrafi bölgelere ilişkin intihar hızları hesaplanmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız İki örneklem T testi ve Tek yönlü Varyans Analizi Testi (ANOVA) kullanılmıştır. BULGULAR: Türkiye’de intihar hızları oldukça düşüktür; fakat son yıllarda dikkate değer biçimde yavaş yavaş artmaya başlamıştır. Erkeklerin intihar hızı, kadınlarınkinden yüksektir (p<0.001). İntihar hızları yaş gruplarına göre farklılık göstermiştir. İntihar hızı 75 yaş ve yukarısında olanlarda en yüksek değerine ulaşmıştır. İntihar hızının yüksek olduğu ikinci yaş grubu 15–24 yaş grubudur (p<0.001). Boşanmış kişilerin intihar hızları diğer medeni statüye sahip kişilerinkinden daha yüksektir (p<0.001). Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinin her birinde erkekler ve kadınlar arasındaki intihar hızları da farklıdır (p<0.001). TARTIŞMA ve SONUÇ: Türkiye’de 2007–2016 yılları arasında intihar hızı özellikle ileri yaş grubunda bulunan, boşanmış olan ve hem sosyo-ekonomik olarak gelişmiş hem de gelişmemiş bölgelerde yaşayan erkeklerde kadınlara göre daha yüksektir. İntiharların yaygınlığına ve önlenmesine odaklanılan çalışmalarda sosyo-demografik özellikler mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. |
| 8. | Bipolar bozukluk tanılı bireylerin bakım verenlerinde bakım yükü ve başetme yöntemlerinin incelenmesi Examination of care burden and coping methods in caregivers of individuals diagnosed with bipolar disorder Elif Ayyıldız, Aysun Babacan Gümüşdoi: 10.14744/phd.2019.42204 Sayfalar 277 - 285 GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı bipolar bozukluk tanılı bireylerin bakım verenlerinde bakım yükü, başetme yöntemleri ve bu değişkenlerin bakım verenlerin ve bipolar bozukluk tanılı bireylerin özellikleri ile ilişkisini incelemektir. YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma Tıp Fakültesi Hastanesi ile Devlet Hastanesi’ne başvuran 124 bipolar bozukluk tanılı bireyin bakım verenleri ile yürütüldü. Bakım verenler ve bipolar bozukluğu olanların özelliklerine yönelik anket formu, Hastalık Yükü Değerlendirme Ölçeği (HYDÖ) ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) kullanılarak elde edilen veriler yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. BULGULAR: Bekar, düşük gelirli, hızlı döngülü, son iki yıl içinde atak geçirmiş, sosyal ve mesleki işlevselliği bozulmuş, madde kullanan ve başkalarına yönelik şiddet gösteren bipolar bozukluk tanılı bireylere bakım verenlerin HYDÖ puanları anlamlı düzeyde daha yüksektir (p<0.05). Boyun eğici ve çaresiz yaklaşım düzeyleri işçi ve mesleği olmayan bakım verenlerde anlamlı düzeyde daha yüksektir (p<0.05). Sosyal destek arama yaklaşımı kadın, intihar girişiminde bulunmamış ve madde kullanmayan bireylere bakım verenlerde; boyun eğici yaklaşım hastanede yatan bireylere bakım verenlerde; çaresiz yaklaşım sosyal işlevselliği bozulmuş, başkalarına yönelik şiddet gösteren ve madde kullanan bireylere bakım verenlerde; kendine güvenli ve iyimser yaklaşım madde kullanmayan bireylere bakım verenlerde anlamlı düzeyde daha yüksektir (p<0.05). Bakım verenlerde bakım yükü kendine güvenli ve iyimser yaklaşım ile negatif yönlü, çaresiz ve boyun eğici yaklaşım ile pozitif yönlü anlamlı ilişkiler göstermektedir (p<0.05). TARTIŞMA ve SONUÇ: Bipolar bozukluk tanılı bireylere bakım veren bireylerin bakım yükü bakım verilen bireyin sosyodemografik ve klinik özelliklerinden, baş etme yöntemleri sosyodemografik özelliklerinden ve bakım verilen bireyin sosyodemografik ve klinik özelliklerinden etkilenmektedir. Bakım veren bireylerin bakım yükünün artması boyun eğici ve çaresiz yaklaşım ile, azalması ise kendine güvenli ve iyimser yaklaşım ile ilişkilidir. |
| 9. | Üniversite öğrencilerinin ruh sağlığı ile temel ihtiyaçlarının karşılanması arasındaki ilişki The relationship between mental health and basic need fulfillment of university students Nesrin İlhan, Melike Güzlük, Emire Özmendoi: 10.14744/phd.2019.50570 Sayfalar 286 - 295 GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırma; üniversite öğrencilerinin ruh sağlığını, temel ihtiyaçlarını ve ruh sağlığı ile temel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi ve bazı sosyodemografik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu kesitsel araştırma, İstanbul’ da bir vakıf üniversitesinde okuyan 609 öğrenci ile gerçekleştirildi. Veriler sosyo demografik bilgi formu, Üniversite Öğrencileri Temel İhtiyaçlar Ölçeği (ÜÖTİÖ) ve Genel Sağlık Anketi (GSA-12) kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U testi, Spearman korelasyon analizi ve hiyerarşik çoklu regresyon analizi kullanıldı. BULGULAR: Öğrencilerin yaş ortalaması 21.65±2.15 ve %63.1’i kızdır. GSA-12 puan ortalaması 1.77±2.48’dir. GSA-12’ye göre öğrencilerin %38.9’unda psikolojik semptomlar görülmektedir. GSA puanı 2’nin altında olan öğrencilerin hayatta kalma, güç, eğlence, sevgi ve ait olma ve özgürlük alt ölçek puan ortalamaları, GSA puanı 2 ve üzerinde olanlara göre istatistiksel açıdan anlamlı derecede yüksek bulundu. Regresyon analizi sonucunda özgürlük, hayatta kalma, eğlence, güç ihtiyacının, ekonomik durumun ve sigara içme durumunun üniversite öğrencilerinin ruh sağlığını etkilediği belirlendi. TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma sonucunda temel ihtiyaçları karşılanan öğrencilerin ruh sağlığının daha iyi olduğu bulundu. |
| DERLEME | |
| 10. | Sosyal anksiyeteye müdahalede teknolojik bir araç: Sanal gerçeklik A technological tool for treating social anxiety: Virtual reality Ömer Özer, Mustafa Kemal Yöntemdoi: 10.14744/phd.2019.75010 Sayfalar 296 - 301 Sanal gerçeklik temelli müdahaleler özellikle son yirmi yılda psikolojik yardım alanında etkililiği gösterilen ve sıklıkla kullanılan teknolojik bir araçtır. Başta anksiyete bozuklukları olmak üzere, depresif duygudurum, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi bir çok alanda uygulaması bulunan sanal gerçeklik müdahaleleri, genel olarak maruz bırakma tekniğinden temel alır. Gelişen teknolojik ürünler ve yazılım alanındaki ilerlemeler ile birlikte daha gerçekçi ve daha etkili müdahaleler ortaya çıkmakta, geliştirilen yazılımlar birçok deneysel çalışma ile test edilmektedir. Bu derleme çalışmasında sanal gerçekliğe dayalı uygulamaların en çok kullanıldığı alan olan sosyal anksiyete bozukluğunda sanal gerçeklik müdahalelerini konu edinen çalışmalar incelenmiş, Türkiye’deki mevcut durum ifade edilerek ilerleyen dönemde gerçekleştirilebilecek çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. |
| 11. | Tele-psikiyatri Tele-psychiatry Safiye Özgüç, Derya Tanrıverdidoi: 10.14744/phd.2019.37232 Sayfalar 302 - 308 Günümüzde ruhsal bozuklukların yaygınlığı artmakta ve bu sorunları yaşayanların önemli bir kesimi ya tedaviye ulaşamamakta ya da tedaviye yönelik uzun dönemde yeterli izlemin olmaması nedeniyle tedavi kapsamı dışında kalabilmektedirler. Tedavi edilmemiş ruhsal bozukluklar bireylere, ailelere ve topluluklara yük oluşturmaktadır. Ruhsal hastalıkların yükü nedeniyle, hala sayısız finansal kaynak kullanımı ve kaliteye yönelik sosyal, örgütsel engeller bulunmaktadır. Tele-psikiyatri, uzaktan klinik psikiyatrik bakım sağlamak veya desteklemek için elektronik iletişim ve bilgi teknolojilerinin kullanılması anlamına gelmektedir. Psikiyatrik bakım sağlamak için ağ üzerinde iki yönlü, gerçek zamanlı, etkileşimli ve video tabanlı hizmetler kullanılmaktadır. Bu sayede tele-psikiyatri, ruhsal sağlık hizmetlerine erişimi, hizmetin kalitesini ve ulaşılabilirliğini artırma potansiyeline sahiptir. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin sağlığa bir yansıması olan tele-psikiyatri hizmetlerinin kullanımını arttırmak; kaliteli bakım gücü, zamanı etkin kullanma, damgalanma korkusu gibi psikiyatri hizmetlerinden faydalanmaya engel olan durumların çözümü için sağlık profesyonellerine büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Bu nedenler göz önünde bulundurularak ülkemizde tele-psikiyatri hizmetlerinin uygulama alanlarında yer edinebilmeleri için daha fazla çalışma planlanmasına ihtiyaç vardır. |
| OLGU SUNUMU | |
| 12. | Sınır kişilik bozukluğunda psikodinamik formülasyon: Olgu sunumu Psychodynamic formulation in borderline personality disorder: A case study Pervin Tunç, Nurhan Erendoi: 10.14744/phd.2019.36002 Sayfalar 309 - 316 Psikodinamik vaka formülasyonu, hastanın belirtilerinin nasıl ortaya çıktığını araştırarak, nesne ilişkilerinin düzeyini, ego gücünü, zihinselleştirme kapasitesini, çekirdek çatışmalarını açıklamayı, tedaviyi planlama ve prognozu öngörmeyi sağlaması açısından klinisyenlere oldukça yararlı bir rehber oluşturur. Sınır kişilik bozukluğu (SKB) olguları dramatik yaşam öyküsü, dürtüsellik, ilişki sorunları, istikrarsız duygu durum ve davranışlar ile karakterize belirtiler sergilerler. Bu değişken ve çoklu belirtiler bozukluğun klinik görünümünü ve tedavi yanıtını ciddi derecede etkiler. Aynı zamanda SKB gösteren bireyler yoğun aktarım ve karşıaktarım tepkileri oluşturarak, sağlık çalışanları ve yataklı servislerde bu hastalarla en fazla vakit geçiren hemşireler tarafından, sıklıkla ‘zor hasta’ olarak algılanırlar. Bu açılardan sınır kişilik bozukluğu (SKB) olgularında psikodinamik formülasyon hastayı daha iyi anlama ve tedavi süreçlerini yönetebilmede özellikle gerekli ve yararlıdır. Bu makalede sunulan olgu, hızlı duygu değişimleri, boşluk duygusu, okula gidememe, aşırı para harcama, öfke patlamaları, kendine zarar verme davranışları, intihar düşünceleri ve girişimleri gibi şikâyetler ile başvurmuştur. Tedaviden beklentisini, öfkesini kontrol etmek, kendini ifade etmek, ikili ilişkilerde güçlü olmak, normal bir insan olmak şeklinde tarif etmiştir. Süpervizyon eşliğinde psikodinamik formülasyon yapılmış ve olgunun SKB tanısı gösterdiği düşünülmüştür. SKB vakaları psikodinamik açıdan formüle edildiğinde, olguların düşünce, his ve aynı zamanda davranışları hakkında da daha fazla bilgi sahibi olunabilir. Bu çalışmada, psikodinamik görüşme tekniği ile elde edilen bilgilerden yola çıkarak SKB tanılı olgunun, dürtü, duygulanım, mizaç özelikleri, savunma mekanizmaları, kendilik, nesne ilişkileri ve üst benlik durumu tartışılmıştır. |